Diş Kaplama Tedavisi

diş kaplama tedavisi

Diş kaplama tedavisi, dişin görünen kısmını (kronu) saran ve hem estetik hem fonksiyon amaçlı uygulanan sabit restorasyonların genel adıdır. Günlük dilde “kaplama” denildiğinde çoğu zaman tek bir seçenek varmış gibi düşünülse de klinikte farklı materyal ve farklı endikasyonlarla planlanan çeşitli kaplama türleri bulunur. Porselen destekli metal kaplamalar, tam seramik (e-max/lityum disilikat gibi) kaplamalar, zirkonyum altyapılı kaplamalar veya bazı durumlarda kompozit esaslı çözümler; dişin konumu, estetik beklenti, ısırma kuvvetleri ve diş dokusunun durumu gibi kriterlere göre seçilir.

Kaplama tedavisinin temel hedefi, zayıflamış veya şekil/renk bozukluğu olan dişi yeniden “koruyucu bir kılıf” gibi sararak güçlendirmek ve aynı zamanda doğal bir görünüm kazandırmaktır. Geniş dolgulu, çatlak riski olan veya kanal tedavisi görmüş dişlerde kaplama, dişin kırılma riskini azaltan önemli bir restoratif yaklaşımdır. Estetik açıdan ise formu bozulmuş, rengi kalıcı şekilde değişmiş veya dişler arası uyum problemi olan durumlarda gülüş tasarımının bir parçası olarak planlanabilir.

Ön bölgede kaplama seçiminde ışık geçirgenliği ve doğal görünüm daha kritik hale gelirken, arka bölgede dayanıklılık ve oklüzyon (kapanış) uyumu daha çok ön plana çıkar. Kaplama planlamasında yalnızca “dişe kaplama yapmak” değil, diş eti sağlığı ve kapanış dengesi birlikte değerlendirilir. Çünkü kaplamanın kenar uyumu, diş etiyle ilişkisi ve temizlenebilirliği uzun vadeli başarının temelidir. Kenar uyumu zayıf bir kaplama, plak birikimini artırabilir ve diş eti problemlerine zemin hazırlayabilir.

Aynı şekilde kapanış ilişkisi doğru ayarlanmazsa, kaplama üzerinde aşırı yük oluşabilir; bu da çatlak, kırık, hassasiyet veya zamanla diş etinde çekilme gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle kaplama tedavisi, sadece estetik bir işlem değil; doğru biyomekanik planlama gerektiren bir restoratif tedavidir. Tedavi sürecinde çoğu zaman ölçü alınması, geçici kaplama kullanımı, prova aşamaları ve nihai yapıştırma (simantasyon) adımları bulunur. Bazı kliniklerde dijital ölçü ve CAD/CAM üretim ile süreç hızlanabilir; ancak her vakada aynı gün biten bir işlem olarak düşünülmemelidir.

Dişin yapısına, kaç diş kaplama yapılacağına ve ek işlemlere (diş eti düzenlemesi, dolgu/kanal tedavisi, diş sıkma plağı gibi) göre plan değişebilir. Doğru planlama ve düzenli kontrollerle diş kaplamaları, hem estetik hem fonksiyon açısından uzun yıllar güvenle kullanılabilen çözümler sunar.

Diş Kaplama Tedavisi Nedir?

Diş kaplama tedavisi, dişin üst kısmını tamamen örten ve dişe yeni bir form, renk ve dayanıklılık kazandıran sabit bir restorasyon uygulamasıdır. Kaplama, dişin çevresini 360 derece sarar ve “kron” olarak da adlandırılır. Temel amaç, yapısal olarak zayıflamış bir dişi korumak, çiğneme fonksiyonunu restore etmek ve estetik beklentileri karşılamaktır.

Kaplama, bir dolgu gibi sadece bir boşluğu kapatmakla sınırlı değildir; dişin şeklinin, boyunun, temas noktalarının ve kapanış ilişkilerinin yeniden düzenlenmesine imkân verir. Kaplamalar farklı materyallerle üretilebilir ve her materyalin avantaj–sınırlılıkları vardır. Tam seramik kaplamalar (örneğin lityum disilikat) ön bölgede daha doğal ışık geçirgenliği sağlayabildiği için estetik beklentisi yüksek hastalarda tercih edilebilir.

Zirkonyum altyapılı kaplamalar, dayanıklılık ve biyouyumluluk açısından sık kullanılan seçeneklerdendir; hem ön hem arka bölgede planlanabilir. Metal destekli porselen kaplamalar ise bazı vakalarda dayanıklılık ve maliyet dengesi nedeniyle tercih edilebilir; ancak ön bölgede metal altyapının estetik etkileri daha dikkatli değerlendirilir. Hangi materyalin seçileceği; dişin konumu, diş eti seviyesi, hastanın gülüş hattı, kapanış kuvvetleri ve diş sıkma gibi alışkanlıklar göz önüne alınarak belirlenir.

Kaplama tedavisi, yalnızca “görünümü güzelleştirme” işlemi değildir. Geniş dolgulu veya kanal tedavili dişlerde, diş dokusu zayıfladığı için kırılma riski artabilir. Bu durumda kaplama, dişi çepeçevre sararak yükleri daha dengeli dağıtır ve kırık riskini azaltmayı hedefler. Ayrıca aşırı aşınmış dişlerde, kapanış yüksekliğini ve çiğneme fonksiyonunu restore etmek amacıyla da kaplama planlanabilir.

Uzun vadede başarı; doğru endikasyon, doğru preparasyon (dişin uygun şekilde küçültülmesi), hassas ölçü, iyi laboratuvar üretimi ve doğru yapıştırma protokolü ile doğrudan ilişkilidir.

Diş Kaplama Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Diş kaplama tedavisi genellikle birkaç klinik aşamadan oluşur ve her aşama, kaplamanın uzun ömürlü ve doğal görünmesi için önem taşır. Süreç ilk muayene ile başlar: dişlerin çürük durumu, mevcut dolgular, diş eti sağlığı, kapanış ilişkisi (oklüzyon) ve estetik hedefler değerlendirilir.

Gerekli görülürse röntgen alınarak dişin kök ve çevre dokuları kontrol edilir. Eğer dişte aktif çürük, çatlak şüphesi, diş eti iltihabı veya kanal tedavisi ihtiyacı varsa önce bu problemler çözülür; çünkü kaplama “sağlam zemin” üzerine yapılmalıdır. İkinci aşamada diş, kaplamaya yer açmak için hazırlanır (preparasyon). Bu işlem lokal anestezi altında yapılır ve amaç, kaplamanın materyal kalınlığı için yeterli alan oluştururken mümkün olduğunca diş dokusunu korumaktır.

Hazırlık miktarı, seçilecek kaplama materyaline göre değişebilir; örneğin tam seramik kaplamalarda estetik ve dayanıklılık için belirli bir minimum kalınlık gerekir. Dişin tüm yüzeyleri kontrollü şekilde şekillendirilir, bitim çizgisi (kaplamanın bittiği sınır) netleştirilir. Bu sınırın doğru konumlandırılması, hem diş eti sağlığı hem de kaplamanın kenar uyumu açısından kritiktir.

Ardından ölçü alınır. Günümüzde bu ölçü, klasik ölçü maddeleriyle veya dijital tarayıcılarla yapılabilir. Ölçü, laboratuvarın kaplamayı mikron seviyesinde uyumlu üretmesi için temel veridir. Aynı seansta çoğu hastaya geçici kaplama hazırlanır. Geçici kaplama; dişi hassasiyetten korur, estetik görünümü sağlar ve diş etinin formunu stabil tutmaya yardımcı olur.

Geçicinin kenar uyumu ve teması da önemlidir; çünkü kötü yapılmış geçiciler diş etinde tahrişe veya ağrıya yol açabilir. Sonraki randevuda kaplama provası yapılır. Kaplamanın rengi, formu, diş etiyle uyumu, komşu dişlerle temasları ve kapanış ilişkisi kontrol edilir. Gerekirse küçük düzeltmeler yapılır.

Her şey uygun olduğunda kaplama simante edilir (yapıştırılır). Yapıştırma aşamasında kullanılan siman türü ve protokol, materyale göre değişebilir; bu aşama uzun vadeli tutuculuk ve sızdırmazlık için belirleyicidir. Son olarak kapanış ayarı tekrar kontrol edilir ve hastaya bakım talimatları verilir. Özellikle diş sıkma problemi olan hastalarda gece plağı önerilebilir; çünkü kaplamaların üzerine gelen kontrolsüz kuvvetler kırık riskini artırabilir.

Diş Kaplama Tedavisi İçin Kimler Uygun?

Diş kaplama tedavisi, hem fonksiyonel hem estetik ihtiyaçları olan birçok hasta için uygun olabilir; ancak her dişe ve her hastaya kaplama yapmak doğru değildir. Uygunluk değerlendirmesi, dişin mevcut dokusunun durumu, diş eti sağlığı, kapanış dengesi ve hastanın beklentileri üzerinden yapılır. Kaplama özellikle şu durumlarda daha sık gündeme gelir: diş dokusu geniş dolgular nedeniyle zayıflamışsa, dişte kırık/çatlak riski varsa, kanal tedavisi görmüş ve madde kaybı fazla ise, dişlerde ciddi aşınma varsa veya estetik olarak şekil–renk düzensizlikleri belirginse.

Ancak uygunluk için diş etlerinin sağlıklı olması önemlidir. Aktif diş eti hastalığı, kanama ve yoğun diş taşı varlığında önce periodontal tedavi yapılmalıdır. Çünkü kaplamanın kenar uyumu ne kadar iyi olursa olsun, diş eti iltihabı devam ederse uzun vadede diş eti çekilmesi, hassasiyet ve estetik kayıp yaşanabilir. Bu nedenle kaplama “son işlem” gibi düşünülmeli; önce ağız içi temel sağlık stabilize edilmelidir.

Dişin yapısal durumu da belirleyicidir. Kaplama için dişte yeterli “tutuculuk” sağlayacak yapı olmalıdır. Diş çok fazla harap olmuşsa, sadece kaplama yetmeyebilir; post-core gibi destek uygulamaları gerekebilir. Bazı dişlerde çekim ve implant daha doğru seçenek olabilir; bu karar, röntgen ve klinik muayene ile verilir. Ayrıca diş sıkma–gıcırdatma (bruksizm) olan hastalarda kaplama planlanabilir; ancak bu durumda materyal seçimi, kapanış ayarı ve gece plağı protokolü daha kritik hale gelir.

Estetik beklenti de uygunluk değerlendirmesinde yer alır. Ön bölgede kaplama istendiğinde, diş rengi, diş eti seviyesi, gülüş hattı, dudak hareketi ve komşu dişlerle uyum birlikte değerlendirilir. Bazen kaplama yerine daha konservatif çözümler (örneğin bonding veya lamineler) daha uygun olabilir; bazen de kaplama, dişin yapısal ihtiyacı nedeniyle daha doğru seçenek olur. Özetle kaplama için uygunluk, “istek” kadar “endikasyon” meselesidir; en doğru plan, muayene ve ölçümler sonrası kişiye özel yapılır.

Diş Kaplama Tedavisi Öncesi Nelere Dikket Edilmeli

Diş kaplama tedavisi öncesi dikkat edilmesi gereken en önemli konu, ağız içinin genel sağlık durumunun stabilize edilmesidir. Kaplama yapılacak dişte veya komşu dişlerde aktif çürükler, diş eti iltihabı, diş taşı birikimi veya tedavi edilmemiş enfeksiyonlar varsa önce bunlar giderilmelidir. Çünkü kaplama, dişi “kapatıp koruyan” bir restorasyon olsa da altta kalan diş dokusu çürümeye devam ederse veya diş eti sağlığı bozuksa uzun vadede sorun kaçınılmaz olur.

Bu nedenle kaplama öncesinde profesyonel diş taşı temizliği ve hijyen eğitimi sıkça önerilir. İkinci olarak, kapanış (oklüzyon) değerlendirmesi mutlaka yapılmalıdır. Kaplamalar, kapanışta yanlış temas aldığında çatlama veya kırılma riski artabilir; ayrıca çene eklemi ve kaslar üzerinde de olumsuz etki oluşturabilir. Özellikle diş sıkma–gıcırdatma şüphesi olan hastalarda (dişlerde aşınma, sabah çene yorgunluğu, baş ağrısı gibi bulgular) hekim bu durumu planlamaya dahil eder. Gerekirse gece plağı tedavisi tedavi planının bir parçası olarak konuşulur.

Kaplamanın dayanıklılığı sadece materyale değil, yüklerin doğru dağıtılmasına da bağlıdır. Estetik planlama açısından, hastanın beklentilerini netleştirmek önemlidir. “Daha beyaz” mı isteniyor, “daha uzun” mu, dişlerin formu nasıl olmalı, diş eti hattında düzensizlik var mı? Bu soruların yanıtları, kaplamanın rengi ve formunu belirler. Bazı hastalarda kaplama öncesi diş beyazlatma planlanabilir; çünkü tek tek yapılan kaplamaların rengi, mevcut diş rengine göre seçilir.

Eğer genel bir renk açılması hedefleniyorsa, önce beyazlatma yapıp ardından kaplama rengini belirlemek daha tutarlı sonuç verebilir (hekim uygun görürse). Kaplama öncesi dönemde pratik hazırlıklar da önemlidir: tedavi birkaç randevu gerektirebilir; geçici kaplama döneminde sert ve yapışkan gıdalarla dikkatli olmak gerekir. Ayrıca işlem sonrası kısa süreli hassasiyet olabileceği için yoğun programlar planlanırken bu dikkate alınabilir.

Son olarak, kaplama öncesinde röntgen ve gerekli fotoğrafların alınması; hem teşhis hem de tedavinin objektif takip edilmesi açısından faydalıdır. Doğru hazırlık, kaplamanın hem estetik hem biyolojik başarısını belirgin şekilde artırır.

Diş Kaplama Tedavisi Sonrası Nelere Dikket Edilmeli

Diş kaplama tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, kaplamanın ömrünü uzatmak ve diş eti sağlığını korumak açısından belirleyicidir. Kaplama takıldıktan sonra ilk günlerde hafif hassasiyet görülebilir; özellikle sıcak-soğuk duyarlılığı veya çiğneme sırasında hafif bir sızı olabilir. Bu durum genellikle kısa süre içinde azalır; ancak giderek artan ağrı, gece uyandıran zonklama veya belirgin yüksek kapanış hissi varsa kontrol randevusu geciktirilmemelidir.

Çünkü kaplama yüksek kaldığında, dişe aşırı yük binebilir ve hem diş hem kaplama zarar görebilir. İlk 24–48 saat içinde yapıştırıcı simanın tam oturması ve dokuların adaptasyonu açısından çok sert gıdalarla dikkatli olmak faydalıdır. Özellikle geçici kaplama süreci yeni bittiği için hasta “artık rahatça her şeyi yerim” hissine kapılabilir; ancak ilk günlerde kontrollü olmak iyi bir alışkanlık oluşturur.

Kaplama kırılmaya çok dayanıklı bir materyal olsa bile, kabuklu kuruyemişi dişle kırmak, buz çiğnemek, sert paket açmak gibi alışkanlıklar kaplamalarda çatlak riskini artırabilir. Ağız hijyeni, kaplamanın başarısında en kritik noktadır. Kaplama dişin üstünü örter; fakat diş eti kenarında bir “sınır” vardır ve plak birikimi en çok bu bölgede olur.

Bu nedenle kaplama sonrası günde en az 2 kez fırçalama, diş ipi veya ara yüz fırçası kullanımı önemlidir. Kaplamanın kenar uyumu ne kadar iyi olursa olsun, temizlik zayıfsa diş eti kanaması, çekilme ve zamanla kenar sızıntısı riski artar. Özellikle birden fazla kaplama yapılan hastalarda ara yüz temizliği alışkanlık haline getirilmelidir. Kapanış kontrolleri uzun vadeli başarı için gereklidir.

Diş sıkma–gıcırdatma (bruksizm) olan hastalarda gece plağı kullanımı çoğu zaman kritik bir koruyucu önlemdir. Çünkü bruksizm, kaplamanın üzerine normal çiğneme kuvvetlerinden daha farklı ve daha yoğun yükler bindirir; bu da porselende çatlak/kırık riskini artırabilir. Ayrıca düzenli diş hekimi kontrollerinde kaplamaların kenarları, diş eti durumu, kapanış dengesi ve varsa renklenmeler takip edilir.

Kaplama “takıldı bitti” değil; doğru bakım ve düzenli kontrolle yıllarca stabil kalabilen bir tedavidir.

Diş Kaplama Tedavisi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Diş kaplama tedavisi, dişin yapısal olarak zayıfladığı veya estetik/fonksiyonel olarak yeniden şekillendirilmesi gerektiği durumlarda uygulanır. En yaygın endikasyonlardan biri, geniş dolgulu dişlerdir. Dişin büyük bir kısmı dolgu ile restore edilmişse, kalan doğal diş dokusu kırılmaya daha yatkın hale gelir. Bu durumda kaplama, dişi çepeçevre sararak kırılma riskini azaltmayı ve çiğneme yüklerini daha dengeli dağıtmayı amaçlar.

Kanal tedavisi görmüş dişler de sıkça kaplama endikasyonu taşır. Kanal tedavisi sonrası diş, canlılığını kaybettiği için daha kırılgan olabilir; ayrıca işlem sırasında dişten madde kaybı oluşabilir. Özellikle arka bölgede kanal tedavili dişlere kaplama yapılması, uzun vadeli koruma açısından sık tercih edilen bir yaklaşımdır. Ön bölgede ise dişin kalan dokusu yeterliyse farklı restorasyon seçenekleri değerlendirilebilir; karar dişin yapısına ve estetik hedefe göre verilir.

Kaplama, dişlerde ciddi aşınma olan vakalarda da uygulanabilir. Uzun yıllar diş sıkma, yanlış kapanış veya asit erozyonu gibi nedenlerle diş boyları kısalmışsa, kaplama ile dişlerin formu ve kapanış yüksekliği yeniden düzenlenebilir. Bu tür planlar genellikle daha kapsamlı bir kapanış analizi gerektirir; çünkü bir iki diş değil, tüm sistemin dengesi etkilenebilir.

Estetik amaçlı kullanımda; renklenmesi kalıcı olan dişler (örneğin travma sonrası renk değişimi), şekli bozuk dişler, eski restorasyonların uyumsuzluğu, dişler arası boşlukların kapatılması gibi durumlarda kaplama planlanabilir. Ancak burada “kaplama mı, daha konservatif bir çözüm mü?” sorusu önemlidir. Bazı vakalarda lamineler veya bonding gibi daha az madde kaldırılan yöntemler daha uygun olabilir.

Kaplama genellikle dişin hem estetik hem dayanıklılık açısından kapsamlı değişime ihtiyaç duyduğu durumlarda tercih edilir. Diş eti seviyeleri ve komşu dişlerle uyum da bu kararı etkiler.

Diş Kaplama Tedavisi Neden Yapılır?

Diş kaplama tedavisi, dişi korumak, fonksiyonunu geri kazandırmak ve estetik görünümünü iyileştirmek için yapılır. Koruyucu amaç, özellikle yapısal olarak zayıflamış dişlerde öne çıkar. Geniş dolgular, çatlaklar veya kanal tedavisi sonrası diş dokusu kırılmaya yatkın hale gelebilir. Kaplama, dişi bir “kalkan” gibi sararak çiğneme kuvvetlerini daha dengeli dağıtır ve kırık riskini azaltmayı hedefler. Bu sayede dişin ağızda kalma süresini uzatmak amaçlanır.

Fonksiyonel amaç, sadece çiğnemeyi kolaylaştırmak değil; kapanış dengesi ve temas noktalarını doğru şekilde oluşturmayı da kapsar. Dişin formu bozulduğunda, komşu dişlerle temaslar kaybolabilir; bu da gıda sıkışmasına ve diş eti problemlerine yol açabilir. Kaplama ile temas noktaları yeniden oluşturulur, dişin anatomik şekli restore edilir ve çiğneme fonksiyonu daha stabil hale getirilebilir.

Ayrıca aşınmış dişlerde kaplama, diş boyunu ve kapanış yüksekliğini düzenleyerek çene eklemi ve kasların daha dengeli çalışmasına katkı sağlayabilir (uygun planlama ile). Estetik nedenler de kaplama tedavisinin önemli bir parçasıdır. Rengi kalıcı şekilde değişmiş, formu uyumsuz veya gülüş hattında dikkat çeken dişler; kaplama ile daha doğal ve simetrik hale getirilebilir.

Ancak estetik hedefler mutlaka yüz ve dudak dinamiğiyle uyumlu planlanmalıdır. Aşırı beyaz veya aşırı büyük kaplamalar doğal görünümü bozabilir; bu nedenle renk seçimi, translusensi, dişin yüzey dokusu ve diş eti konturu gibi detaylar önemlidir. Kaplama yapılmasının bir diğer nedeni, mevcut kaplamaların veya büyük restorasyonların yenilenmesidir. Zamanla eski kaplamalarda kenar uyumsuzluğu, renklenme, porselen kırıkları veya diş eti problemleri gelişebilir.

Bu durumda kaplama yenileme ile hem biyolojik uyum hem estetik sonuç iyileştirilebilir. Özetle kaplama; “sadece güzelleştirme” değil, dişin biyolojik ve mekanik ihtiyaçlarını karşılayan kapsamlı bir restoratif tedavidir.

Diş Kaplama Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Diş kaplama tedavisinin süresi; kaç dişe kaplama yapılacağına, seçilen materyale, ölçü yöntemine (klasik/dijital), dişin önceden tedavi ihtiyacına (çürük, kanal tedavisi, diş eti tedavisi gibi) ve laboratuvar üretim sürecine bağlı olarak değişir. Süreyi doğru anlamak için tedaviyi ikiye ayırmak faydalıdır: klinik randevu sayısı ve toplam takvim süresi.

Tek bir dişe kaplama yapılacaksa, çoğu vakada 2–3 randevuda süreç tamamlanabilir. İlk randevuda diş hazırlanır ve ölçü alınır; geçici kaplama yapılır. İkinci randevuda prova ve yapıştırma yapılabilir veya prova ayrı, yapıştırma ayrı planlanabilir. Birden fazla dişe kaplama yapılacaksa, özellikle estetik bölgede prova aşamaları daha titiz yürütülür; renk ve form uyumu için ek prova randevuları gerekebilir.

Ayrıca diş eti seviyelerinde düzensizlik varsa, kaplama öncesi diş eti düzenlemesi veya iyileşme bekleme süresi tedavi takvimini uzatabilir. Laboratuvar süreci de toplam süreyi etkiler. Klasik yöntemlerde ölçü laboratuvara gider ve kaplama üretimi tamamlanır. Dijital sistemlerde bazı vakalarda süreç hızlanabilir; ancak bu her zaman “aynı gün kaplama” anlamına gelmez.

Materyalin sinterlenmesi, karakterizasyonu (renk/şeffaflık detayları), glaze işlemleri ve kalite kontrolleri zaman gerektirir. Ayrıca hekim, kaplamanın oturuşunu ve kapanışını detaylı kontrol etmek için acele etmeden ilerlemeyi tercih edebilir. Tedavinin süresini etkileyen önemli bir faktör de ön tedavilerdir.

Kaplama yapılacak dişte çürük temizliği, dolgu yenileme, kanal tedavisi veya diş eti tedavisi gerekiyorsa önce bunlar tamamlanır. Bu yüzden en doğru süre planı, muayene sonrası çıkarılır. Kaplama tedavisi doğru planlandığında, kısa bir süreç gibi görünse de aslında uzun vadeli uyum için kontrollü yürütülmesi gereken bir restoratif işlemdir.

Diş Kaplama Tedavisi Fiyatları

Diş kaplama tedavisi fiyatları; yapılacak kaplama sayısına, seçilecek materyale (zirkonyum, tam seramik, metal destekli porselen vb.), kaplamanın üretim tekniğine (klasik laboratuvar, CAD/CAM), dişin mevcut durumuna (eski kaplama sökümü, geniş dolgu, kanal tedavisi ihtiyacı), diş eti sağlığına ve gerekli olabilecek ek işlemlere göre değişir. Ayrıca estetik bölgede yapılacak kaplamalarda renk uyumu, karakterizasyon ve prova süreçleri daha detaylı olabildiği için planın kapsamı farklılaşabilir.

Bu nedenle yalnızca “kaplama fiyatı” şeklinde tek bir rakam söylemek, kişiye özel planı yansıtmaz. Örneğin tek bir arka dişe kaplama ile ön bölgede birden fazla dişi kapsayan estetik kaplama planı aynı maliyet kalemlerine sahip değildir. Bazı hastalarda kaplama öncesi diş eti tedavisi, diş beyazlatma, eski restorasyonların yenilenmesi veya bruksizm için gece plağı gibi ek ihtiyaçlar ortaya çıkabilir.

Bu ek adımlar hem tedavinin kalitesini artırır hem de maliyet planını etkileyebilir. Dolayısıyla doğru fiyatlandırma için klinik muayene ve gerekli görüntüleme/ölçümler sonrasında net plan yapılmalıdır. Diş kaplama tedavisi fiyatları hakkında güncel ve size özel bilgi almak için bizimle iletişime geçmelisiniz. Muayene sonrası hangi materyalin sizin için daha uygun olduğunu, kaç dişe işlem gerektiğini, kaç randevu planlanacağını ve buna bağlı maliyetin nasıl oluştuğunu şeffaf şekilde paylaşırız.

Prof. Dr. Nejat Bora Sayan
Ağız, Çene ve Yüz cerrahisi

Profesör Nejat Bora Sayan, 40 yılı aşkın deneyime sahip, dünyaca ünlü bir diş cerrahıdır. Ankara’daki özel kliniğinde çene ve yüz bölgesinde en gelişmiş tedavi yöntemlerini sunmaktadır.

Hemen Randevu Alın!
Dİğer Tedavilerimiz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yardıma mı ihtiyacınız var?

Bugün ilk danışmanlığınızı planlayın ve ağrısız, daha sağlıklı bir gülümsemeye doğru yolculuğunuza başlayın. Hemen bizimle iletişime geçin!

Hemen Arayın +90 531 432 62 54
Whatsapp +90 531 432 62 54